Ben Hiç'mişim PDF Yazdır e-Posta

Tahir Efendi diye, sevdiklerinden bir zat,

Vardı ki, şu vakayı anlattı kendi bizzat:

 

Dedi ki: Ben Kerkük’te görmüştüm iyi tahsil.

Arabi, farisiyi öğrenmiştim  bittafsil.

 

Tefsir, hadis, fıkıh’ta var idi hayli bilgim.

İlim meclislerinde hem de söz sahibiydim.

 

Bir gün, arkadaşlardan birisi bana geldi.

Dedi ki: (Bir âlim var, Abdülhakim Efendi.)

 

Onun faziletinden bahsedip sonra bana,

Ertesi gün de gelip, götürdü beni ona.

 

Düşündüm ki: Ben dahi âlimim onun gibi.

Kerkük’te her mecliste, ben idim söz sahibi.

 

Gittiğimiz yerde de, böyle olmalı hatta.

Bilgili oluğumu, bilmeli hem o zat da.

 

Bunları düşünerek, huzura vasıl oldum.

Kendisine çok yakın sandalyeye oturdum.

 

Abdülhakim Efendi, başladı konuşmaya.

Etrafa, inci gibi ilim, hikmet saçmaya.

 

Ömrümde duymadığım şeylerden bahsetti hep,

Yanında oturmaya eyledim ondan edep.

 

Az sonra, sandalyeden yavaşça yere indim.

Orada oturmaya çünkü layık değildim.

 

Sonra geri çekilip, oturdum az geride.

Çünkü layık görmedim kendime o yeri de.

 

Az sonra, o yeri de fazla görüp, oradan,

Az daha geri çıktım, hiç elimde olmadan.

 

Gide gide oturdum dışkapı kenarında.

Anladım ki, (hiç)mişim ben o zatın yanında.

 

Yine Tahir Efendi anlattı ki bir kere:

Bir gün Efendi Baba şöyle dedi bizlere:

 

(Evliya huzuruna, dolu giden, boş döner.

Lakin dolu dönülür, boş gidilirse eğer.)

 

Bunları söyleyerek buyurdular ki bana:

(Evde kitap kalmasın, dağıt başkalarına.)

 

(Peki) deyip, huzurdan ayrılıp eve vardım.

Lakin kitaplarımı vermeye kıyamadım.

 

Emrine hiç uymamak olmasın diye fakat,

Zorla, bir ikisinden edebildim feragat.

 

Sonra yatsıyı kılıp, yattıysam da yatağa,

Rüyada, Efendi’yi görüp kalktım ayağa.

 

Zira buyurdular ki bana rüyada iken:

(Tahir, kitaplarını çıkardın mı evinden?)

 

İki rekat bir namaz kılıp yattım yatağa.

Lakin yeni uykuya geçmiş idim ki daha,

 

Yine rüyama girip ve yanıma geldiler.

Korktum, zira o anda gayet celalliydiler.

 

Bana buyurdular ki o hiddetle bir daha:

(Evde mi saklıyorsun kitapları sen hala?)

 

Fırlayıp abdest aldım, yine durdum namaza.

Daha sonra, evimde ne kadar kitap varsa,

 

Tamamını toplayıp, o gece attım evden.

Bu, çok hayırlı oldu hakkımda hakikaten.

 

Zira o, öncelikle benden alıp onları,

Bol bol ihsan ettiler kendinde olanları.